Sahibinden satılık yeni ya da ikinci el müzik setleri Ücretsiz giriş, doğru fiyat, hızlı satış şansı

Yazı, Makaleler

Yazı, Makaleler kategorisine ait (68 kayıt bulundu)
Giriş Yapmak için Tıklayınız

12.11.2018 11:16

Single ended amfilikatörler hakkında

GEÇMİŞE YOLCULUK!HiFi ile ilgilenen hemen herkes lambalı amplifikatörleri tanır. Ve bu amplilerin en sık kullanılan, daha doğrusu en sık karşılaşılan türlerinin push-pull tasarımlar olduğunu da bilir, sanırım. Burada Push-pull’dan, kabaca tercümesi; itme -çekme’den kastedilen şey, ses sinyalinin pozitif ve negatif bölümlerinin ayrı ayrı güçlendirilmesi.Dolayısıyla, çıkış katında en az iki adet lambanın kullanılması gerekiyor. Bu lambaların biri sinyalin sadece pozitif kısmını diğeri de sadece negatif kısmını güçlendiriyor. Sinyal, bilindiği üzere, sinüs dalga formuna sahip (x-y skalası üzerinde tarif edecek olursak, bir yukarı (pozitif) bir aşağı (negatif)) olduğundan her iki çıkış lambası da eşit ağırlıkta yük sırtlıyorlar. Gelelim single-ended, yani “tek çıkışlı” tasarımlara. Adından da kolayca anlaşılacağı üzere bu amplilerde çıkış sinyalinin pozitif ve negatif, her iki bölümü de tek bir çıkış lambasıyla güçlendirilir. (Gerçi iki çıkış lambasının kullanıldığı “paralel single ended” denen türleri de yok değil.) Single-ended tipteki lambalılar, amplifikatörlerin en primitifi olarak da görülebilir, aşağıdaki yazıdan da anlaşılacağı gibi.Aşağ ıda okuyacağ ınız yazıyı yaklaş ık 12 yıl önce, kurucu üyelerinden olduğum Istanbul HiFiKulübü’nün bir toplantısında TAS (The Absolute Sound) dergisinden bir alıntı olaraksunmuştum. Bu kadar eski bir yazının hala güncelliğini korumasi gerçekten ilginç.Her neyse. Geride bıraktığ ımız son 6 yıl zarfında bizde de gittikçe artan single-endedamplifikatör merakını göz önüne alarak bu eski yazımın bu sayfalarda yayınlanmasını uygungördüm. Umarım sizin de hoşunuza gider. Bu konuda eleştirilerinizi bekliyorum.Single Ended’ lambalı amplifikatörler:Single ended lambalı ampliler II. Dünya savaşı öncesinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde,genellikle sinema salonlarının seslendirilmesinde kullanılmaktaydı.O dönemlerde, ABD’dekiyegane telefon sisteminin ve sinema salonlarının sahibi ve işletmecisi olan, BellLaboratories’in uzantısı konumundaki Western Electric Co. adlı kuruluş, hem single endedampliler hem de hoparlörler üretiyordu. Sherman’ın anti-tröst yasalarını takiben haberleşmeve eğlence alanındaki monopolünü dağıtmak zorunda kalan bu holdingin daha önce sinemaservis bölümü olarak işlev gören Electric Research Products Inc. ünvanlı kuruluşu, 1936yılında değişime uğrayarak, All Technical Services Co., yani kısaca Altec adını aldı.Western Electric pek çok elektronik devre, amplifikatör ve hoparlör patentine sahipti velisans yoluyla da bunları diğer firmalara kiralıyordu ki, yeni kurulan Altec şirketi de doğalolarak bunlardan biriydi. 1941 yılında Altec, o zamanlar esas olarak hoparlör ünite parçalarıüreten James B. Lansing (JBL) şirketini satın aldı. Bu satın almanın akabinde de sinemasalonlarında büyük boyutlu, horn tipi vokal hoparlörleri görülmeye başlandı. Daha sonralarıJBL tüketici pazarına, Altec ise profesyonel seslendirme pazarına yöneldiler. II. Dünya savaşını takiben ABD’de buzdolabı, çamaşır makinesi ve otomobil gibi ürünler içingelişen aşırı taleple birlikte tüketim malları üretimi canlandı ve bu canlanma doğal olarakhobi ürünlerine de sıçradı.Hemen herkes, elindeki pikap ve radyoları, kaliteyi (fidelity) arttırmak amacıylakurcalamaktaydı. Nitekim 1947 baharında, DTN Williamson’ın, günümüzde ‘ilk high-fidelityampli devresi’ olarak kabul edilen devreyi tasarımıyla birlikte ‘audiophile hareket’ debaşlamış oldu. (Williamson’ın push-pull tasarımlı bu devresi bugün halen kabul görüyor,hatta VAC bu tasarımda ampliler üretmeye devam ediyor.)Günümüzde hayretle karşılanabilecek olsa da, o zamanlar ticari bir hi-fi ürünübulunmuyordu. Dolayısı ile herşeyi kendi başınıza yapmak zorundaydınız. 1950’lerinbaşında DIY (Do It Yourself) pazarının gelişmesi ile birlikte Audio, Wireless World, PopularScience, Popular Electronics gibi dergiler ortaya çıktı ve bu dergiler hi-fi üzerine teknikyazılar ile birlikte pekçok hi-fi devre tasarımları da yayımladılar. Avery Fisher, David Hafler,Saul Marantz, H.H. Scott, Ed Miller (Sherwood), Frank McIntosh gibi girişimciler de evkullanımı için high fidelity cihazlar üretmeye başladılar.1950’lerin sonlarına doğru, stereo çağı henüz başlamışken, Acoustic Research şirketindenEdgar Villchur’ ün tasarımladığı akustik süspansiyon sistemiyle çalışan hoparlör modeli,hoparlör endüstrisinde devrim yarattı. Bu hoparlör, kabin boyutlarının ufaklığına rağmenyüksek ve kaliteli ses ile birlikte derin bas frekansları da üretebilmekteydi. Çok çabuk kabulgören bu yenilik, tabii ki bazı sorunları da beraberinde getirdi. Kapalı kutudaki sabit havaşartları, çıkış güçleri daha yüksek olan amplifikatörler gerektiriyordu.Neticede hi-fi endüstrisi, duyarlılığı düşük olan hoparlörler ve çıkış güçleri daha yüksek olanampliler üretmeye başladı. Şu an içinde bulunduğumuz high fidelity ’nin modern çağı daböylece doğmuş oldu.II. Dünya Savaşı sonrasında Amerikan yapımı elektronik cihazlar tüm düyada takdirtopluyor, hatta batı tutkunu Japonlar tarafından biraz da kıskanılıyordu.1950’lerde, savaştaharabeye dönüşmüş olan alt yapıyı yeniden kurmak için Japonların çok fazla kapitaleihtiyaçları bulunuyor, kaynakları ise oldukça dardı. Japon hi-fi hobicileri, Avrupa veyaAmerikan yapımı elektronik parçaları pahalı olmalarından ötürü satın alamıyorlar, savaştanarta kalanlarla idare ediyorlardı.1920 ve 30’lu yıllardan arta kalan herşey single ended olduğu için, single endedtransformatörler oldukça bol bulunuyordı. Isamu Asano ve Kitao Ito gibi öncüler budönemde 6BQ5 ve 6B6 ’lara ve hazırda bulunan diğer lambalara dayalı amplifikatörleryaptılar. Ito, 1950’lerde ilk 300B model lambaya dayalı single ended ampliyi yapmış olarakbilinir. (Aynı senelerde, Audio dergisinde, 300B lambaları kullanan diğer tasarımlaryayımlanmıştı ancak bu tasarımlar single ended değillerdi.)Japonya’da o dönemlerde iki adet magazin doğdu: Musen To Jikken (MJ = Wireless andTechnology) ve Radgo Gijutsu (Radio Technics). Bunlar ve bunların tarzındaki diğerdergiler, push-pull, direct coupled ve single ended tasarımlar hakkında çeşitli yazılaryayımladılar. Asano da 1960’ların sonunda yetmişden fazla ampli ve devre tasarımınıkapsayan The Allure of Tube Amplifiers Vol 1&2 adlı iki kitap yayımladı.Kültürel özelliklerinden dolayı audio konusunu da mistik bir anlayışla ele alan Japonlar,kendi ürettikleri modern, transistörlü cihazların yanında single ended tasarımlardan davazgeçemiyorlardı. 1960 ve 70’li yıllarda finansal başarıları arttıkça, Amerikan yapımıaudio cihazlarına olan talepleri de artmaya başladı; Japonya’da Western Electric, AltecLansing, Mc Intosh ve Marantz markalı cihazlar ses açısından olduğu kadar tasarımaçısından da çok beğeniliyordu (halen de öyle!). Aynı dönemlerde Amerikan tüketicisi ise modern, transistörlü cihazlar uğruna single endedtasarımlı cihazlarını ucuz fiyatlarla elden çıkarmaya başlamıştı. Bu durum da açıkgözgirişimcilerin epey işine yarıyordu.Single ended lambalı audio, bir Japon özelliğidir. (Fransa, Italya, Ingiltere ve Amerika gibiülkelerde de single ended tasarımcılar vardır ama onların bu tasarımları kendi ülkelerindenziyade Japonya’da daha popülerdir.) Günümüzdeki Japon ve diğer single ended tasarımlar“ikinci dalga” olarak adlandırılıyor. Bunların içinde dikkat çekenler:Kondo; dünyanın en pahalı amplilerinden On Gaku ’yu üreten “Audio Note” şirketinintasarımcısı, J.C. Morrison; Dinosaur , Noriyashu Komuro; Komuro Audio Labs., AlanKimmel; Welborne Labs., J.C. Kue; Quadric, John Stonezer; Bel Canto, Dannis Had; CaryAudio Design vb.Çağdaş Amerikan single ended hareketi, Walt Bender tarafından ve pek de farkındaolmadan başlatılmıştır; 1978’de Audiomart magazinini satın alan Walt Bender öncelerisingle ended tasarımlar hakkında pek birşey bilmiyordu. Ancak Western Electric markalı 30-40 yıllık cihazların dış ülkelerde koleksiyoncularca nakit paralar karşılığı satın alındığınıgörünce epey meraklandı ve Western Electric yapımı model 91, single ended bir ampli satınaldı. Ve bu alış veriş onun hayat akışını değiştirdi.Bu amplifikatörü dinleyen hemen herkese ki, bunlara Morrison, Herb Reichert ve MichaelLaFevre da dahil, single ended kelimesini yaymaya başladı. LaFevre, Bender’in önerisi ile,el sarımı, single ended transformatörler üreten tek Amerikan firması olan PeerlessTransformers’ın mühendislik kısmını satın aldı (bugün MagneQuest diye biliniyor).Single ended tasarım için transformatörler çıkış lambaları kadar önemlidir, çünkü butasarımda audio sinyali trafodaki primer sarımlardan geçmek zorundadır. Idealistler, singleended ampliyi, A-klas çalışan tek lambalı bir çıkıştan oluşan, tek bir lambanın komple dalgaformunu amplifiye ettiği tasarım olarak tanımlarlar. Push-pull tasarımlı amplilerde ise bununtam tersine sinyalin pozitif ve negatif bölümleri bir faz güdümleyici ile ikiye ayrılır, her ikiyarım dalga form da ayrı ayrı amplifiye edilir ve bu sinyaller daha sonra çıkıştransformatöründe tekrar birleştirilirler. Push-pull tasarımlar daha alçak, single endedtasarımlar daha yüksek harmonik gürültü oranına sahiptirler, ama kimilerince bu, daha“müzikal” bir gürültü olarak adlandırılmaktadır. Single-ended amplilerin zayıf taraflarındanbiri çıkış güçlerinin düşük olması, diğeri de ‘core-saturation’ olayını önlemek için fizikselolarak çok daha büyük üretilmek zorunda olmalarıdır. Bu da onların hem pahalı olmalarınahem de evlerde fazla yer kaplamalarına neden oluyor.Single ended tasarımlarda, 3 watt’lık RCA 10Y ’den 20 watt’lık 211 GE triode ’a kadar çeşitliçıkış lambaları kullanılıyor. Örneğin; Cary, 805 model amplisinde 211 GE kullanıyor. İlktriode lamba 1917’de Western Electric şirketinin ürettiği ½ watt gücündeki VT-1 modeliydi.Bugünün en popüler lambaları 2A3, 300B, ve 845 model lambalardır: 2 - 4 watt arasındagüce sahip olan 2A3 modeli en ufak boyutlu ve en düşük çıkışlı olanıdır. 7 - 14 watt arasıçalışan ve şekli ters duran bir Cola şişesini andıran 300B modeli aynı zamanda romantik,uçuk mavi renkte bir ışık saçmaktadır. Hayranları, 300B ’nin ses hassasiyetini ve güçlü basvuruşlarını severler.En güçlüleri olan 845 ise 5 - 30 watt arası çıkış sağlamakta ve mumalevi tarzındaki ışığı ile karanlık odaları aydınlatırken halografik bir efekt de yaratmaktadır.

comment